Havacılığın 2040 ve 2050 Vizyonu üzerine kafa yorarken, rahmetli Sefa Abi’ nin, oğluna ve hatta hepimize miras bıraktığı ve Sn. Tolga İNAN tarafından yönetilen Airline Haber portalındaki şu>> haber dikkatimi çekti.
Haberi bağlantıdan okuyabilirsiniz lakin, okumayanlar için kısaca özetlemem gerekirse:
“Airbus’ın Tek Pilotlu Uçuş Planı Tartışma Yarattı” başlığını taşıyordu ve konuya sektörden ve özellikle kokpit ekiplerinden gelen tepkileri ele alıyordu.
Bu konu hakkında daha önce bu>>> makalemde ve değişik başlıklar altında, üstünkörü de olsa yazmış birisi olarak, yeniden ve bu sefer derinlemesine olarak öngörülerimi yazmak istedim.
Not: Toplum olarak uzun içerikleri okuma alışkanlığımız yok lakin ben yine de tarihe not mahiyetinde oldukça uzun yazacağım. Bakalım o gün geldiğinde, öngörülerimin ne kadarı tutacak? 😊
Buyurun:
Son 20 yıldaki ilerlemeler, insanlık tarihinin önceki binlerce yılından daha fazla bir etkiye ve hızlanmaya sahip. Bu iddiayı daha somut hale getirmek için şu noktalara bakalım mı:
- Hız ve Erişim: Teknolojik ilerlemeler, dijitalleşme sayesinde tüm dünyada anında erişilebilir hale geldi. Örneğin, internetin yaygınlaşması, insanları bilgiye birkaç saniyede ulaştırıyor.
- Kapsayıcılık: Eskiden bir yenilik yalnızca küçük bir elit grup tarafından kullanılırken, günümüzde akıllı telefonlar ve yapay zekâ gibi teknolojiler milyarlarca insanın hayatını etkiliyor.
- Yeniliklerin Çarpan Etkisi: Yapay zekâ, nesnelerin interneti (IoT
IoT (Nesnelerin İnterneti), fiziksel cihazların, sensörlerin ve yazılımların internet aracılığıyla birbirleriyle ve merkezi sistemlerle veri alışverişi yaparak etkileşimde bulunmalarını sağlayan bir teknolojidir. IoT sayesinde cihazlar veri toplayabilir, analiz edebilir ve uzaktan kontrol edilebilir hâle gelir. Havacılık sektöründe IoT; uçak bakım süreçlerinin optimize edilmesi, gerçek zamanlı veri paylaşımı, yolcu deneyiminin iyileştirilmesi ve operasyonel verimliliğin artırılması gibi alanlarda büyük rol oynar. Özellikle 2040 ve 2050 vizyonlarında IoT, havacılık operasyonlarının daha akıllı, güvenli ve sürdürülebilir hâle gelmesinde kritik bir teknoloji olarak öne çıkacaktır.), genetik mühendislik gibi birbiriyle bağlantılı gelişmeler, her biri tek başına büyük dönüşüm yaratan alanlarda zincirleme etkiler oluşturuyor.
- Sıçramalı Gelişmeler: Geçmişte yenilikler genelde yavaş bir şekilde birikimle olurken, günümüzde birkaç yıl içinde devrimsel değişiklikler meydana geliyor (örneğin, elektrikli araçların yaygınlaşması veya yapay zekânın sağlık alanındaki etkisi).
Şimdi böyle bir gelişim yaşanırken, “istemezük” demek ne kadar mantıklı?
Hatta büyük ebeveynlerimizi düşünelim, onlar doğduğunda veya gençliklerinde bırakın teknolojiyi, elektrik bile lüks iken, şimdi nelere maruz kalıyorlar…
Her neyse, peşrevi fazla uzatmadan, havacılık sektörü ve bu sektörle ilgili öngörülerime dalalım. 😊
Tabii ki bundan sonra yazacaklarım, kendi şahsi fikirlerim olup, beni bağlar. (elbette tartışabiliriz)
Havacılıkta Bir Uçuş Operasyonuna Dahil Birimler ve İş Kolları
Bir uçuş operasyonuna doğrudan ve dolaylı olarak müdahil olan birçok birim ve iş kolu bulunmakta. İşte bunların belli başlıları:
- Uçuş Operasyon Merkezi (OCC): Uçuşların planlanması, rotaların belirlenmesi ve acil durum yönetimi.
- Pilotlar (Kokpit Ekibi): Uçağın güvenli şekilde uçurulması.
- Kabin Ekibi: Yolcuların güvenliği ve konforu.
- Teknik Bakım ve Onarım Ekibi: Uçağın teknik güvenliğini sağlama.
- Hava Trafik Kontrol (ATC): Uçakların iniş, kalkış ve hava sahasındaki hareketlerinin düzenlenmesi.
- Yer Hizmetleri (Ramp Operasyonları, Yolcu Hizmetleri): Bagaj yükleme, yakıt ikmali, uçak park ve çekme hizmetleri, Check-in, boarding ve müşteri destek hizmetleri.
- Kargo Operasyonları, Gümrük ve Emniyet Birimleri: Kargo yükleme ve taşıma.
Şimdi bunları sırasıyla ele almadan önce şunu ifade etmemde fayda var.
Havacılığın 2040 ve 2050 vizyonunda, bana göre uçak, aynı Nesnelerin İnternetinde olduğu gibi, akıllı bir nesne olarak network’ e dahil olacak. Şöyle ki, her sistem bir bilgisayar tarafından yönetilecek. Bu bağlamda Airbus’ ı adaptasyon açısından daha şanslı görüyorum.
Hatta konuyu Airbus ve Boeing açısından biraz daha detaylandıracak olursak:
Özellikle, teknolojik yeniliklerin uçak tasarımına entegrasyonu ve sürdürülebilirlik hedeflerinin karşılanması konularında bu iki büyük oyuncuya, aynı oranda büyük sorumluluklar düşüyor bence.
Airbus ve Boeing’in Rollerine Genel olarak bakacak olursak:
-
Sürdürülebilirlik Teknolojileri:
- Elektrikli ve hibrit uçak tasarımı.
- Karbon salınımını sıfıra indirmek için yeni materyaller ve yakıt teknolojileri.
- Daha verimli aerodinamik tasarımlar geliştirmek.
-
Otonom Uçuş Sistemleri:
- “Fly-by-Wire
” teknolojisinin daha gelişmiş versiyonlarını entegre etmek.
- Tamamen otonom uçaklar için gerekli yapay zekâ ve sensör sistemlerini tasarlamak.
- “Fly-by-Wire
-
IoT ve Dijitalleşme:
- Uçakların nesnelerin interneti (IoT) ekosistemine tam uyum sağlaması için altyapılar oluşturmak.
- Yer operasyonları, uçuş kontrol merkezleri ve diğer uçaklarla gerçek zamanlı iletişim sağlayan sistemler geliştirmek.
-
Yeni Nesil Malzemeler:
- Kompozit malzeme kullanımını artırarak uçakları daha hafif ve dayanıklı hale getirmek.
- Bakım ve işletim maliyetlerini azaltmak.
Tüm bunları düşündüğümüzde bana göre Airbus’ın Avantajları
Airbus, Boeing’e kıyasla sürdürülebilirlik ve yenilikçi tasarım konularında bir adım önde gibi görünüyor:
- Elektrikli ve Hibrit Uçaklar: Airbus, “ZEROe
” projesiyle hidrojenle çalışan sıfır emisyonlu uçaklar geliştirme sürecinde liderlik ediyor.
- Dijitalleşme: Airbus, “Skywise” gibi dijital platformlarla havayolu şirketlerine uçak performans izleme ve analiz hizmetleri sunarak veri odaklı çalışmalarda öne çıkıyor.
- Sürdürülebilirlik İnisiyatifleri: Avrupa merkezli bir şirket olan Airbus, “AB” nin sürdürülebilirlik politikalarına daha uyumlu bir strateji izliyor.
Yine bana göre Boeing’in Avantajlı olduğu konular:
Boeing, özellikle geniş gövdeli uçak üretimi ve operasyonel dayanıklılık konularında güçlü bir geçmişe sahip:
- Uzun Menzilli ve Büyük Kapasiteli Uçaklar: Boeing, 787 Dreamliner gibi yakıt verimliliği yüksek modellerle uzun mesafeli uçuşlarda lider konumda.
- Askeri Havacılık ve Teknoloji Transferi: Bilindiği üzere Boeing askeri havacılık teknolojileri geliştirmede de öncü bir şirket. Onun bu konumu, sivil havacılıkta yenilikçi çözümler sunma konusunda avantaj sağlıyor.
- Kriz Yönetimi: Boeing, kriz dönemlerinde (ör. 737 MAX) sorunları çözme ve yeniden yapılandırma konularında çok ciddi bir deneyime sahip.
Airbus vs Boeing: Kim Daha Avantajlı?
- Teknolojik Dönüşüm: Airbus, otonom uçuş ve sıfır emisyon teknolojilerinde daha agresif bir yaklaşım sergiliyor.
- Pazar Çeşitliliği: Boeing, geniş gövdeli uçaklarda güçlü olsa da dijitalleşme ve sürdürülebilirlik konularında Airbus kadar hızlı hareket etmiyor.
- Bölgesel Politikalar: Airbus, Avrupa’nın çevre odaklı politikalarına daha entegre olurken, Boeing ABD merkezli stratejilerle farklı bir yol izliyor.
Sonuç olarak, bana göre Airbus bu teknoloji savaşında bir adım önde.
Siz ne dersiniz?
Şimdi gelelim, adım adım Sivil Havacılığın 2040 ve 2050 vizyonuna:
2040 ve 2050 Vizyonu: Yapay Zekâ ve Robotların Etkisi
-
Uçuş Operasyon Merkezi (OCC)
YZ, uçuş planlamalarını optimize edebilir ve hava durumu ve trafik gibi değişkenleri anlık olarak analiz edebilir. Bunun yanında “IoT” ekosistemine dahil edilmiş olan uçaktan gelen anlık veriler de IOCC tarafında analiz ve konsolidasyon sonrası ilgili birimler harekete geçirilebilir. Zaten sonrasında tamamen otonom sistemler devreye girer ve İnsan müdahalesi yalnızca olağanüstü durumlarda gerekir.
Bu senaryoda; İnsan işgücü talebinde %80‘e varan azalma bekliyorum.
-
Pilotlar (Kokpit Ekibi):
Geldik, bu makaleyi yazmama neden olan haber içeriği ve iş koluna. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Ne kadar direnilirse direnilsin, bu dönüşüm kaçınılmaz olacak. Öyle veya böyle, aşağıda bahsedeceğim dönüşümler gerçekleşecek. Zaten şu an bunun önündeki en büyük engel kamuoyu. Zira “LVO CAT IIIc” ile bunun zemini yıllar önce hazırlandı zaten.
Halihazırda “GNSS”, “GPSGPS (Global Positioning System), ABD tarafından geliştirilen uydu tabanlı bir küresel konumlandırma sistemidir. Kullanıcıların dünya üzerindeki konumlarını, hızlarını ve zaman bilgilerini yüksek doğrulukla belirlemelerini sağlar. GPS, 31 aktif uydu kullanarak hava, kara ve deniz navigasyonu gibi çeşitli alanlarda kritik bir rol oynar.
” in yerini almaya yavaş yavaş başlamadı mı zaten?
Sonuç olarak; Otonom uçuş sistemleri yaygınlaşacak ve pilotlar denetleyici role geçecek., Tek pilot sistemleri ve kısa mesafelerde tam otonom uçuşlar norm haline gelecek. Sonrası ise malum: tamamen pilotsuz uçuşlar…
Bu senaryoya göre; insan İşgücü rolleri daha çok gözetim seviyesine indirgenir ve bu gözetim de OCC nin bir fonksiyonu haline gelebilir. Sonuç olarak insan gücü ihtiyacında %50 azalma olabilir.
-
Kabin Ekibi:
Şu anda her bir uçuşta uçacak kabin memurlarının bazı görevleri vardır ve uçan memur sayısı bazı uluslararası ve ulusal, dahası bunlara göre hazırlanan şirket kurallarına göre değişir. Burada detaylara girip yazıyı daha fazla uzatmak istemiyorum. Biz minimum üzerinden gideceğiz.
Ben, 2040 ve 2050 vizyonunda, ikram hizmetlerini robotların üstleneceğini öngörüyorum. Bunun yanında Emergency prosedüre de de kısmen görev alabilirler. Ancak acil tıbbi müdahale ve/veya duygusal zekâ gerektiren durumlarda Y/Z şimdilik çaresiz kalabilir.
Bu nedenle ben, %50 insan gücü kaybı öngörüyorum.
-
Teknik Bakım ve Onarım Ekibi:
Bilindiği üzere “MROGNSS (Global Navigation Satellite System), dünya çapında konumlandırma, navigasyon ve zamanlama hizmetleri sağlayan uydu sistemlerinin genel adıdır. GPS (ABD), GLONASS (Rusya), Galileo (Avrupa) ve BeiDou (Çin) gibi bölgesel veya küresel sistemleri kapsar. GNSS, birden fazla sistemin kombinasyonu sayesinde yüksek doğruluk, kesintisiz kapsama alanı ve güvenilirlik sunarak havacılık, denizcilik ve kara ulaşımında kritik bir rol oynar.” larda teknik bakım, “hat bakım
” ve “üs bakım
” olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Öncelikle konunun Hat Bakım kısmını ele alırsak, bu fonksiyon da kendi arasında arıza ve hat olarak ikiye ayrılır diyebiliriz. İşin arıza kısmı neredeyse bitecek diyebiliriz. Zira daha önce de bahsettiğim gibi IoT ekosistemine dahil olan uçağımız, arızalarını ve olası arızalarını OCC birimine iletecek. Yeni nesil uçaklarımızda arızalar genelde sistemsel arızalar olacak ve bu sistem müdahalelerini de robotlar ve/veya uçağımız kendi kendine yapabilecek. (basit reset, sigorta arızaları, vb)
Bunun dışında kalan periyodik bakım, ikmaller, üs bakım hizmetleri de büyük oranda gelişmekle birlikte, hala insan müdahalesine ihtiyaç duyacak.
Buna göre, teknik hizmetlerde de insan gücünü %50 civarında azalacağını öngörüyorum.
Tabii, üretim planlama vb gibi daha spesifik teknik detaylara girmedim. Belki ileride bu konuları da ele alabilirim. Kim bilir?
-
Hava Trafik Kontrol (ATC):
YZ destekli hava trafik kontrol sistemlerinin yaygınlaşmasını ve Otonom sistemlerin hava trafiğini yöneteceğini, insan kontrolünün sınırlı kalacağını öngörüyorum. Buna bağlı olarak insan işgücü oranında %80‘e varan azalma bekliyorum.
-
Yer Hizmetleri (Ramp Operasyonları, Yolcu Hizmetleri):
Ramp hizmetleri ve yer operasyonları, tamamen otomasyona geçerek insana olan bağımlılığı minimum seviyeye indirmesini öngörüyorum. Uçak yükleme-boşaltma, yakıt ikmali, çekici işlemleri, Check-inFly-by-Wire (FBW), uçakların kontrol sistemlerini elektronik sinyallerle yöneten bir teknolojidir. Pilotun komutları, doğrudan mekanik bağlantılar yerine elektronik sinyaller aracılığıyla uçuş kontrol bilgisayarına iletilir. Bilgisayar bu komutları işleyerek, uçağın kanatçık, dümen gibi kontrol yüzeylerini hareket ettirir. Bu sistem, uçuş güvenliğini artırır, ağırlığı azaltır ve hassas manevra kabiliyeti sağlar., boardingZEROe, Airbus tarafından geliştirilen, sıfır emisyonlu uçakların geleceğini temsil eden bir konsepttir. Bu projede, hidrojen yakıt hücreleri ve yenilikçi tasarımlar kullanılarak tamamen çevre dostu uçuşlar hedefleniyor. ZEROe kapsamında üç farklı uçak tasarımı sunulmuştur: turbojet, turboprop ve kanat gövde birleşimli modeller. Bu konsept, 2035 yılına kadar hidrojenle çalışan ticari uçakların hizmete girmesini amaçlamaktadır ve havacılık sektörünün sürdürülebilirliğine öncülük etmeyi hedefler. ve müşteri destek hizmetleri, bagaj taşıma gibi görevler büyük ölçüde robotlar ve otonom araçlarla yapılabilir. Buna bağlı olarak, tüm havalimanı süreçleri neredeyse tamamen otomatikleşebilir ve birçok görev OCC ve/veya havalimanı işletmecilerinin operasyon kontrol merkezlerince devralınabilir. Bu bağlamda, bu işkolunda insan gücü gereksiniminin %90 oranında azalacağını düşünüyorum.
-
Kargo Operasyonları, Gümrük ve Emniyet Birimleri
Yukarıda da bahsettiğim gibi, tüm havaalanı hizmet birimleri tamamı ile Y/Z kontrollü sistemlere geçeceği için, kargo operasyonları da bundan nasibini alacak. Loadmaster lık konusu tamamı ile Y/Z tarafından yapılacak. Uygun yükleme ekipmanları tasarımı da elbette bu dönüşümün bir parçası olacak.
Gümrük koruma ve emniyet birimlerinde, her ne kadar insan müdahalesi tamamen ortadan kalkmasa da rutin kontrol ve belge kontrolü gibi görevleri Y/Z devralacak.
Bu bağlamda, bu kategoriye giren meslek dallarından, insana bağımlılığın %80 civarında azalmasını öngörüyorum.
Şimdi bu kadar sektörü ele aldım ve öngörülerimi yazdım. Olur/olmaz, doğrudu/yanlıştır, dediğim gibi beni bağlar. Ancak sizlerde öngörülerinizi elbette yazabilirsiniz ve keyifle yayınlarım.
- Şimdi bu yazıyı okuyacak olan (okuyan olursa tabii 😊 ) yöneticilerimiz ellerini ovuşturabilirler. Ancaaakkkkkk.
Hayatımıza bu kadar giren Y/Z teknolojileri, sizce yönetim erk’ ini de devralamaz mı?
Düşünsenize, Y/Z çılgınlığına rağmen, sektörde kendinize yer bulan sayılı insanlardan birisiniz. Hiç yemeğe gitmeyen, işten ayrılmayan, uyumayan vs vs bir yöneticiniz var ve sorduğunuz her soruya anında yanıt alabiliyorsunuz… Hoş olmaz mı? Olur di mi? 😊
Geçmiş olsun, oldu bile….
Bu teknolojiyi, hali hazırda yönetim süreçlerine dahil eden birçok şirket var ve artmaya da devam ediyor… (işte başka bir makale konusu daha 😊 )
Son Söz: “Gelecekten asla kaçamazsınız.”
İyisi mi şimdiden bu teknolojilere uyum sağlayarak, pozisyonunuzu belirlemeniz.
Yarın çok geç olabilir…
Not: Bu kadar anlattık, gelecekte insanlar bu kadar uçma ihtiyacı hissedecekler mi acaba? Zira nöro-teknolojiSkywise, Airbus tarafından geliştirilen, havacılık sektörü için veri analitiği ve dijital dönüşüm platformudur. Bu platform, uçaklardan, havalimanlarından ve operasyonlardan toplanan verileri bir araya getirerek analiz eder ve havayolu şirketlerine operasyonel verimlilik, bakım planlaması ve maliyet azaltma konularında yardımcı olur. Skywise, uçuş verilerini kullanarak öngörüler sunar ve karar alma süreçlerini optimize eder, böylece havacılıkta daha güvenli ve verimli operasyonlara olanak tanır.deki gelişmeler de baş döndürücü boyutta. Neyse, bu da başka bir makale konusu olsun… 😊
Bir Diğer Not: Bir önceki yazımda, Sora ve Benzeri Y/Z araçların risklerinden bahsetmiştim. Ancak pika_labs’ ın duyurduğu Pika 2.0, tabiri caizse Open AI‘ nın Sora‘sını bitirmiş diyebilirim. Yakında istersem, iznini almak kaydıyla bir arkadaşıma (hem de kendi sesiyle) sunum yaptırabilir, haber sundurabilir ve/veya herhangi bir video içeriğinde ve/veya filmde oynatabilirim.
Sözün Özü: Sosyal Medyada (eğer varsa) Ses ve görüntülerinizi acilen kaldırmanızı öneririm….
Saygılarımla